9.09.2010

obsessional brooding

Takıntılı olmanın havalı olduğunu düşünürdüm. Takıntılı insanları hep yaratıcı, rafine, motive ve farklı olarak gördüm. 1970 lerde çekilmiş renklendirilmiş vesikalık fotoğraf toplayan bir amca, ya da sadece ikiz arkadaşları olmasını isteyen bir çocuk, ya da saplantılı bir şekilde yaptığı iş içinde kaybolmuş biri... Arkadaşım olmasını dilediğim kişiler bu gibi karakterdi benim... Çizgi film karakterleri gibi. Başkalarını içine sokmadıkları kendilerine ait bir alanlarının olmasını heyecan verici bulurdum. Kafalarını taktıkları şey, onları yaratıcı birşeyler yapmaya zorlayıp ilginç durumlar içine sokar gibi geliyordu.

Tüm bu saplantılarından keyif aldıklarını varsayıyordum. Kişinin takıntısının ona acı vereceği aklıma gelmezdi. Ya da takıntısı olduğunu fark etmediklerini düşünmezdim. Takıntılı düşünce kalıpları yüzünden ne kadar çok manevi tacize uğradığımı yeni anlıyorum. Obsessiv olduğumu düşünüp bu fikirden haz alırken şimdi kendimden bile korkuyorum... bi acayip

Hiç yorum yok: