Dün Batu'ya, Batu'nun pek çok güvendiği bir arkadaşının (arkadaşı dediğim karakterin Batu'nun yaklaşık iki katı yaşında olduğunu söylemeden edemeyeceğim) gençken başından geçen bir olayı anlattım. Bu hatıra, Batu'nun yaşlarındayken nasılda bir gün babasının ensesinden tutup, yumruğunu burnunun önünde salladığı ile ilgiliydi. Delikanlı ateşi ile yaptıkları gözümüzün önünde canlandı. Batu'ya iyi geldi bu his galiba. Güldü bi çok. Ben de güldüm o an, ama sonra Batu'nun farkında olmadan ilk söylediği şeyi hatırlamak hiç iyi gelmedi doğrusu: "Ben babamın ensesine yapışamam ki, onun boyun fıtığı var" dedi. Hiç kıyamadım. Muhtemelen bu cümlede kalp burkanın ne olduğu ile ilgili hiç bir ipucu yok. Çünkü Babamın Batu'ya işte tam da bu nedenle hiç sarılmadığını bilmiyorsunuz. Babamın verdiği tepkinin farkında olduğunu sanmıyorum, bilmeden yaptığı birçok minik şeyden biri... Ama herşey ayrıntıda gizli değil mi ki?. Babalık müessesine ait bir pervasızlıktan başka birşey değil galiba bu. Yada bizim deneyimlediğimiz baba ile ilgili. Kısaca, Batu ne zaman babama sarılmaya kalksa babamın onu, "göysümde gözlük var kırılıcak", "aman boynum!! fitığım var DUR!!" diyerek ittigini görmezden gelemiyeceğim artık. Sarılmamak için buna benzer o kadar çok bahanesi var ki. İşin kötüsü artık bir bahane bile duymaya gerek görmüyor. Zaten artık küçük oğlunun bile kendisine sarılmak istediğini sanmıyorum. Çok küçük şeyler gibi gözükse bile, birikince bir çocuğun kalbini nasıl ağırlaştırdığını düşünüyorum bugün. Düşüncesi bile beni bu kadar yorarken, Batu kalbiyle napıyor acaba. Kalbine kanat takmak, uçan balon bağlamak ya da suya bırakmak istiyorum ki azıcık hafiflesin.
17.02.2011
14.02.2011
Ironik bir sevgililer gunu hatirasi
Evde olum ruzgarlari esiyordu aralik ayinda
Bu ay ise ayrilik dolduruyor her odayi Bugun 14 Subat
Birlikteliyi kutlamak yerine topluca birbirimizden, evimizden, eski iliskilerimizden ayrilacagimizi anladim bu gun...
Cekirdek aile dedigin, bana evden ayrilma firsati vermeden cozuluyor
Bu ay ise ayrilik dolduruyor her odayi Bugun 14 Subat
Birlikteliyi kutlamak yerine topluca birbirimizden, evimizden, eski iliskilerimizden ayrilacagimizi anladim bu gun...
Cekirdek aile dedigin, bana evden ayrilma firsati vermeden cozuluyor
Posted from Blogium for iPhone
11.02.2011
ayrılcağını bile bile çok sevmek

nası olcek ki bu yavrulardan ayrılma şeysi...
sevgililerimden de böyle ayrıldım ben hep,
seve seve, kalbimi söke söke...
hiç kavga dövüş hatırlamam o günleri,
salya sümük ayrılmalar yaşadım hep.
pek ayrılabildiğim de söylenemez, ne zihnen ne ruhen
yürüsem de yolumda, düşünür dururum, merak eder, sorarım... unutamam
yanyana yıllar geçirdiğim, pek önemsediğim ama artık birlikte olmadığım sevgilimin başka birine aşık olduğunu olduğunu öğrendim yeni.
yılbaşından bu yana bu haberi iki farklı kişiden iki defa işittim.
nasıl hissettiğimi anlatmıycam.
yavrulardan ayrılcağımı bile bile deli gibi bağlanıyorum herbirine
sevgilimden ayrılcağımı bile bile yaşıyorum her günü sanki
ankaraya döneceğimi bile bile istanbulda o hayal gibi günleri yaşadım
ölüceğimi bile bile durmadan fotografımı çekiyorum.
bu ne ya!!!
10.02.2011
fotograf arkası manileri
Günler önce İstanbulda bir sahafta karşilaştım bu fotograf ile...ama galiba bıyıkları yüzünden yüzünde sürekli hafif bir gülümseme varmış gibi gözüken bu şapkalı karakteri hala çıkartamıyorum aklımdan. Yaşadığı korkunç günleri merak ediyorum. Ama okuyamıyorum yüzünden...
1940-1970 yılları arasında hatırlanmak üzerine çekillip, sevilen aile bireylerine yada sevgiliye yollanan fotografların (yada onların deyisi ile cansız hayallerin) arkasına yazılmış satırları okudum. Kocaman kolilerin başında saatler geçirdim. Herkes ebediyete kadar hatırlamak istediği güzel anıları sevdikleri ile paylaşırken, şapkalı amca korkunç günlerin hatırası olarak bir vesikalık fotograf saklamış. Bu fotografı kimseye göndermemiş, arkasındaki yazıyı ise sadece kendisine yazmış sanki. Yaşadığı korkunç günleri hatırlatan bu vesikalığı atmak yerine, saklamış. Yaşadıklarını ise çözemiyorum. Susan Sontag'ın "başkalarının acılarına bakmak" kitabında söz ettiklerine benzer şeyler mi yaşıyorum acaba bu vesikalığa bakarken. Korkunç günlerden, yaşadığı şeylerden çok şey öğrendiğini ummak istiyorum. Hikayelerini dinlemek, kucağında kedisi ile oturduğu sallanan koltuğunda, büyük pencereli eski evinde hemen şimdi onu ziyarete gitmek istiyorum.
Sevgili Arkadaşım Erdoğan
Hayalim bir gemi
Yoktur yelkeni
Bu resme Baktıkça
Hatırlarsın beni
Yıldırım
Güneşli günlerde mehtap-
lı gecelerde geçirdiğimiz
saatleri maziye karıştır-
mazsan ne mutlu bana
Sizi çok sevenkardeşin
K. Nazlı
1.6.964
Açık deniz
Açık sema
Hatırlatır beni sana
Şu cansız hayalim
Kalırsam hatıra
Ölürsem
Elfatiha
Sevgili kardeşim Zehra
Şimdi Biz uzaktayız
Duyamazsın sesimizi
Hatıra olarak gönderi
yorum şu Bir silik resmi
mizi
agben süleyman
gelininiz necmiye
30.9.950
Foto Doğan
Nazilli
Arkadaşım Nihat’a unutulmaz
hatıra.....
Resim Deyipte geçmeyin Sakın
Cansız gölgeme hayretle bakın
İnsan bir çiçektir Solar
Resim bir hayaldir Maziyi
Anar Arkadaşın Ziya Ayten (?)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


