30.03.2011

kendine ait bir oda

These days, all I can think of is; this space...

























29.03.2011

my left overs

Uzun süredir organlarımı bağışlamayı düşünüyorum. Harekete geçicekken tam, bugün bu fikirden vazgeçtim. Öldüğümde yakılmak istiyorum ya ben. Beni bu dünyaya bağlayan bedenimi öldükten sonra bir de çürüyerek kaybolması için beklemek istemiyorum çünkü. Bunu istemezken, organlarımı bağışlayıp, benden bağımsız gezinen, etrafa dağılmış parçacıklarımın olması fikri korkutucu geldi. Öldükten sonra, bazı parçalarımın tekrar ölmesini beklemem gerekicek. Aşamalı bir ölüm deneyimi diyebiliriz buna. Kim bilir o parçalarım hakkında ne gibi karar verilicek sonrasında. Muhtemelen gömülecekler sonradan bağlandığı beden ile birlikte. Bir de onun çürümesini beklemem gerekicek. İş gitgide uzuyor gibi. Çok bencilce bir düşünce akışı sanırsam söz ettiğim. Kendi tamamen ölümümü, toptan kayboluşumu ve dünyaya olan bağlılığımdan kurtuluşumu, başkalarının yaşama olasılığına tercih ediyorum.

Bedenime dair ne var ne yoksa, puf diye kaybolsun istiyorum.
Bedenim sırf gözden uzakta (yeraltında) değilde, toptan toz olsun.
Tozken pırıldayarak yok olmak daha çok aklıma yatıyor.

Başka bir soru ise, bedenimin temsilleri ile ne yapıcağım. Fotograflarım... Ya da zihinlerde bıraktığım izleri nasıl kazıyacağım.Pelin kokan fotograflar, her gün sarılarak saatler geçirdiğim yastığım, kelimelerimi kustuğum defterlerim... Hepsini yakmalı, yadigar bırakmamalı... ki özgürleşsin ruhum, takılı kalmasın onda, bunda, şunda. Madem feci bağlı olduğum şeylerden ve anılardan yaşarken vazgeçmeyi beceremiyorum, bari öldükten sonra kalmasın kırıntılarım hafızalarda... Herkezin eline bir unutma yapıştırıcısı tutuşturayım öleyazdığımda...

Puf

Geçen gün rüyamda, kaçmasın diye bileğime bağladığım uçan mavi balonuma siyah kurdele taktığımı gördüm. Sabah uyandığımda anlam verememiştim niye "ölüm" simgesi ile işaratlediğimi uçarı, hayal dolu balonumu. Akşam olduğunda, anladım rüyamda saklanmış ayrılık, ölüm ve uzaklıkla dolu mesajı. Keşke bileğime bağlamasaydım da, elimden kayıverseydi balon rüyamda.



28.03.2011

Gözkırpsa keşke kalbim

Hayalim kırık,
Umudum kayıp bugün...
Hala görmeyen gözleri düşünüyorum.
Kör bir çift gözle bakıştığımı düşlüyorum...

Kalbim plastik, toz pembe kokuyor,
Öyle yapay ki atarken gıcırdıyor.
Bedenim kafasız, savruluyor.
Ruhum küs, benden uzak duruyor.

Kirpiklerimi birbirine bağlasam
Gözkapaklarımı yapıştırsam,
Kapalı gözlerimi yerinden edip
Kalbime iğnelesem?

Olur mu gözlerim kör,

Aşktan...

25.03.2011

Uyandığımda gözümde çapak var sanmıştım, diilmiş...

Bugün tüm gün sol gözüm seyirdi.
Göz kapağıma bir sözcük sıkışmış,
Buğulandırıyor beni...
Harflerini seçemiyorum.
Gözümü kör etse,
A'si, Ş'si, K'siyle...

24.03.2011

Kalbin unutma yapıştırıcısı ile tamiri üzerine

"Fixing a broken hearth" by Nonnetta
Bir kalp düşünün,
Kalbinizi düşünün.
Koyu, kırmızı, ıslak, sıcak, hareketli
hatta bu kadar canlı olması hafif ürkütücü.
Girintili, çıkıntılı
Saklı gizli
Görünen ve görünmeyen taraflarıyla kendi halinde...

Böyle bir kalbi kırabilir misin?
Yumuşak sıcak bir kalp...
Çekiştirsen de, mıncıklasan da, atıp tutsan da kalp oldu mu yumuşak kırılmaz...
Kırılması için kuruması, solması, susuz kalması gerekir.
Sertleşmiş, üşümüş, üzülmüş bir kalp kırılır ancak.
Şimdi düşünüyorum birini kırdığımda kalbini ne hala getirmiş olduğumu
Kalbim kırıldığında nasıl içimi üşütüp, damarlarıma battığını

Böyle bir kalp nasıl geri yapışır?
Unutma yapıştırıcısı kalbin yer yer sert kalmasına neden olmaz mı?
Kalp yavaştan kendine geldiğinde, şişip ısınıp ıslandığında
Yapıştırdığın yerler gerilmeye başlamaz mı?
Düzeliyor olmak canını yakmaz mı...