Bu son günlerde, haftalarda geceleri uyumadan önce bir episode dizi izlemiyorum, sabah uyandığımda gözümü aralayıp, "hmm çok da acele etmeme gerek yok" diyerek bir 15 dakika daha yatakta kalmıyorum. Bu aralar, yine, hayatımda değer verdiğim şeyler aynı anda benden birşeyler istiyor. Hiç birinden vazgeçemiyor, hiç birtanesini erteleyemiyorum. Tabiki hepsi bir anda oturunca omuzlarıma, kamburum çıkıyor.
Önemli dediğim şeylerden biri akademik hayatıma dair. Önümüzdeki 4 gün içinde proposal jurim için hazırlamam gereken tez öneri metnini teslim etmem gerekiyor. Keyif de alıyorum yaptıklarımdan, ama ister istemez deadline düşüncesi yoruyor ve hep daha iyisini yapabilicek olduğum düşüncesi, ah keşke şu paragraf üzerinde biraz daha çalışabilseydim hissi. Tezin hepsini yazıvermek istiyorum sanki daha ilk juriden.
Bir diğeri, film making! (Onu şimdi anlatamayacağım gizli, ama mekan filan bakmam lazım deli gibi.İnsanın vakti yokken çok zor oluyor bilgisayarın başından kalkmak)
Ve ruhuma dair aldığım eğitim. Hindistana gidiyorum. Nasıl hayır diyebilirim ki. Nerde kalınacak, nasıl seyahat edilecek, neler götürülecek, ucak ve araba ayarlamaları ve onca detay var ki. Söz konusu Hindistan olunca ise telefonda konuştuğun kişinin ingilizcesini anlamak bile hafif zor oluyor...
Bir diğer full-time zihnimde oturan mesele ise bizimkiler. Bu aralar kaynıyor ev, ve ben olanları aklımdan çıkaramıyorum. Her bir bireyin ayrı ilgiye ve desteğe ihtiyacı var bu aralar. Bazılarını görmezden geliyor, bir kısmına gücüm yetmiyor, bazı anlarda tükeniyorum. İşin kötüsü Bazuka galiba sevgili serseri Kırıkkulaktan hamile galiba. Bu arada Kırıkkulağın ismi "Hoyt" oldu :0) Babamın kendisini kovalamak için kullandığı nidayı sanıyorum ki ismi sanıyor. Ocakta, Ankara buz gibiyken, minik bebeklerle napıcağım, panik konusu...