Bu arada anahtarlığımda radikal değişiklikler olmakta. Yeni eklenenler, kaybolmaya direnenler, ne olduğunu hatırlayamadıklarım ve yeni gelip absürd varlıkları ile beni şaşırtanlar. Nasıl oldu da zincire takıldılar? Yıllar geçtikçe büyüyen ağır bir yaratık gibi ya cebimde ya da çantamda benimle dolaşmaktalar. İki yeni anahtar var: Biri okuldaki yeni odamın (ki beni pek bi sevindiriyor, iğrenç fosforlu pembe bir başlık taktığım açık mavi bir tane) diğeri ise okuldaki "öğretmenlerin tuvaleti"nin anahtarı (bu absürd olanı ve işi gereği sarı renkte). Geçen sene odamdan daha çok vaktimi geçirdiğim odayı açan anahtarın bir kopyasını yeni sahibine vermeye içim razı olmadı bugün. O odadaki tüm eşyaları yeni odaya taşısak da, bizimle birlikte taşınamayan bir çok iz hala orda sanki. Oradaki anılara erişimimi sağlayacak anahtardan o kadar kolay vazgeçemedim, ama halkadan çıkartıp kütüphanedeki kasenin içine koydum. Nolur nolmaz, çok özlersem gider gizlice girerim diye. Anahtarlığımda yüzlerce ilaç kutusunu koyduğum koca bir bavulu kilitlediğim asma kilidin anahtarı da var. Bu da ikinci absürd varlık yanımda taşıdığım. Çocukluğumu geçirdiğim, içi bomboş ve tozlu olan şehirdeki evin anahtarı da hala yanımda. O sığınak. Anı küpü. Çocukluk mekanı. Biliçaltı evi gibi bişi.. Bir türlü cesaret edip çıkaramadığım bir anahtar dizisi var. Sanki her an arkama bakmadan kafama esip de gidebilicekmişim gibi sürekli yanımda taşıdığım sığınaklarımın anahtarları. Sanıyorum kırmızı anahtarı artık hiç kullanamıyacağım. Daha ne kadar yanımda taşıyacağım kırmızı anahtarları bilmiyorum. Belki kendiliğinden kaybolurlar bir gün. Artık işlevini kaybetmiş olsalar da atamıyacağım gibi... Mavi anahtar ise cebimde ağırlık yapan bir hayalkırıklığı dalgasının kapısını açıyor. Mavi ev, deniz, bissürü umut, öyle yakın ama bir o kadar da uzak ki. Belki bi haftasonu bavul bile almadan atlar giderim. Dalgaları evde saklı tutmamak, havalandırmak gerek... Bi de farkettim ki anahtarlığımda bağlantım olan herhangi bir mekanın posta kutusu anahtarı yok. Hep guerilla usulü çıkartıyorum mektupları. Elimi eciş büçüş yapıp posta kutularının içine sıkıştırıyorum, bir türlü samimi olan mektubun çıkmadığı kutulara. Kısaca rengarenk anahtarlarım var, bazıları varla yok arası, bazıları saçma, bazıları pek bi gerekli. Ama hepsi bir arada pek bir ağır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder