15.06.2011

secret about a secret

"A photograph is a secret about a secret, the more it tells you, the less you know" diyor sevgili Diana Arbus. Bu durum beni çok cezbediyor. Tanımadığım insanların fotograflarını topluyorum. İçindeki karakterleri sevdiğim fotografları alıyorum genelde. Seçtiğim fotografların hepsi birer portre fotografım sanki. Her bir karakter, benim bir yanımı yansıtıyor gibi.... Tanımadığım ama bir şekilde kendimi yakın gördüğüm bu insanların görüntülerine sahip olmak, beni bir yandan yoruyor. Çünkü ben çözemesem de neler gizlediklerini, onlar sanki sırlarına ortak ediyorlar, dünyalarına alıveriyorlar beni. Arkadaşım filan oluyorlar bir anda. Tanıdık bir simaya dönüyorlar benim için. Susan Sontag, fotografı, bir dürbüne benzetiyor; bir yanındaki mercek uzaktakini yakınlaştırırken, diğer tarafı yakındakini uzaklaştıran. Fotografın da tıpkı bir dürbün gibi, exotic olanı tanıdık, aşina olduklarımızı ise garip ve soyut bir hale getirdiğini söylüyor. Bu fotograftaki karakterler de bana çok tanıdık. Omuzları birbirine deyen, ama birbirlerine bakmak yerine yüzlerini kameraya dönmüş babayla kızın arasındaki ilişki bana çok aşina. Bu tanımadığım exotic zamanlardan gelen, yabancı hayaletler sanki benim başka boyuttaki hallerim. Bütün sevdiğim bu eski fotograflardaki karakterleri yanyana koysam, bakan "aaa bu pelin" der mi ki acaba?

Hiç yorum yok: