bDün, akşam üstü, terasta bizimkilerle oturuyoruz... hava güzel, bir kaç gün önce sürüyle sınava girdikten sonra iş başvurusu yapmışım, sabah jurime girmişim (iyi de geçti hani ve bir sonraki jurime 5 ay var daha, ehe!), Batu'nun yaşgünü pastasını kesmişiz, Kafka yanımızda erikle oynarken komik kulaklarıyla bizi güldürüyor... keyfim pek bi gıcır filan derken, annem "Pelin bir arkadaşının düğününe davetliymiş" dedi. Babam ise heyecanlanıp yerinden doğruldu ve gözlerimin içine bakaraktan, uzun süre unutamayacağım şu repliği söyliyiverdi: "Pelin!! gelinin attığı çiçeği yakalamaya çalış!" Heh, güliyim mi ağlıyım mı bilemedim. Bir yandan gülerken, bir yandan ortamı terk edip çay koymaya gittim. Babamın torun sahibi olma hayallerini, gelinin çiçeğini yakalamama bağlaması, benden ne kadar ümidi kestiğinin bir resmi gibi adeta. "Çiçeği yakalamaya çalış". Sonra yağmur yağdı deli gibi, ama biz brandanın altında oturmaya devam ettik. Muhabbet de tatlıydı, havanın kokusu da...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder