1.01.2011

eşik


3 ay önce kadardı... Hiç istemememize rağmen babam hastaneden eve dönmüştü. (Doktor gözetimi altında olmayacaktı artık çünkü) Kendisini yalnız bırakmamamız gerekiyordu. Kulağımda sürekli doktorların söyledikleri çınlıyodu. Annemle kısa bir süreliğine babamı yalnız bırakmamız gerekti. Döndüğümüzde babamı odasında bulamadım ve öylesine büyük bir paniğe kapıldım ki. Evde dört dönüp babama seslenip durdum, hangi odaya girsem boş. Hangi katta koştursam, yersiz. Sesim tizleştikçe paniğim de arttı. Ya da tam tersi bilmiyorum. Babamın odasına tekrar döndüğümde soyunma odasının kapısının kapalı olduğunu farkettim. Kapının ardında karşılaşabiliceklerim beni öyle çok korkuttu ki kapıyı açamadım. Acil bir durum olduğuna inanmama rağmen kıpırdayamadım işte, bilmiyorum ne kadar süre. Hareket edebildiğimde kapıyı açmak yerine tekrar aşağıya koştururken buldum kendimi, anneme haber vermek üzere. Yukarıya çıkıp kapıyı beraber açtık. Odanın boş olması, yani babamı yerde yığılı bulmamış olmak, bir yandan çok rahatlatıcıyken, boşluk başka kapılar açmak gerektirdiğinden huzursuzluğuma tuz birer ekti. Babamı bulduk. Evde... şaşkın, sakin ve iyiydi.

Bazuka doğum sonrasında kötüleşmeye başlayalı garaj kapısını her kapatışımda huzursuz oluyor, her açışımda tereddüt ediyordum. Sabah gözlerimi açar açmaz kendimi garaj kapısının önünde duraklarken buluyordum. Evde yaşadığım paniği önceleyen günlerde babamı başka bir kapının arkasında yerde bulduğumda hala yaşıyordu.
Geçen Pazar Bazukayı garajda kapısının önünde yerde bulduğumda ise minicik bir kalp atışı bile yoktu.
Geri adım atıp kapıyı kapayıp tekrar açşam?
Doğrusu, yaşadığına inansam da tekrar açabilir miydim bilmiyorum.
Bu his, durumu söze dökememek ile aynı şey sanki.
Kelimlere dökmek yüzleştiğin şeyi gerçek yapıyor gibi.
Bazukayı gördüğümde bu sefer yukarıya koştum.
Bazukanın sevgili doktorunu aradım.
Hiç bir işe yaramayacağını bilsem de söylediklerini yaptım.
Hiç bir işe yaramadı.
Telefonu kapatırken söze döktüm...
Ancak o zaman panik ve korku yerine korkunç bi üzüntü kapladı her bir yanımı.

Günlerdir o kadar çok üzülüyorum ki...
Canım çok yanıyor.
Birlikte Kuşadasına ananemlerin evine gidemeyeceğimize üzülüyorum,
Bodrumda birlikte yüzemeyeceğimize,
Tavşan kovalamasını, köstebek deliği koklamasını, Hoyt'la oynamasını izleyemeyeceğime,
Okulda ofiste pizzamı benimle paylaşmayacak artık diye,
Üzüldüğüm için göz yaşlarımı yalamak için şu an burda olmayışına
Ve en çok da bebeklerine bakamıyor olmasına çok ama çok üzülüyorum
O kadar üzerine titrememe rağmen pıt diye ölmesine anlam veremiyorum.

Hayallerime hep onu da katıyormuşum, planlarımı hep ona göre yapıyormuşum, keyifli an diye tanımladıklarımda hep Bazuka varmış.

Hiç yorum yok: