Biraz önce Facebook'ta "when will you die" isimli testi yaptım.
Testin, "en sevdiğin renk, psiklete binmeyi sever misin" vb. ahiret sorularını cevaplandırdıktan sonra, sonucu öğrendim: 30 Haziran 2012'de bir araba kazasında Montana Fort Peck Amerika'da ölüyormuşum.
Peh! dedim içimden. Evde bile değilken. Hemde kaza; yani "ani" bir ölüm. Ars Moriendi (the art of dying well) kurallarına hiç de yakışır şekilde değil. Kendime yakıştıramadım tabi.
Cevabı öğrenip pencereyi kapattığımda, application şunu sordu:
Pat diye
Do you like your result?
Hiç düşünmeden NO butonuna bastım.(hakkaten sevmemiştim evden uzakta, hem de Amerikadaki sonumu)
Şimdi düşünüyorum bu application'dan neden nefret edip aynı zamanda kendisine bayılmış olduğumu.
Sevdim çünkü ölüm dediğin gerçekten böyle birşey işte.
Ölüm haberi dediğin şey de böyle.
Bir anda sevdiğin birinin öldüğünü duymak, ya da ölüyor olduğunu duymak...
An meselesi
Pat diye
Do you like the news?
Bir önceki an, herşeyden habersiz olmak. Bir sonraki an ölüm ile bakışmak. Böyle.
Ya da, kendi ölümün veya hiç de hoşuna gitmeyen bir ölüm kehaneti.
Facebook kehanetini okuyunca "2012 çok yakın" diye de düşündüm.
İşin kötüsü,ölüm karşısında birgün bu "çok yakın" hissinin hiç geçmeyeceği.
Taa ki büyük Guruların hep söz ettiği "ölmeden önce ölün" öğüdünü becerinceye dek.
Ki bu da biraz sıkar. Hele de Maya ile bu kadar haşır neşir arkadaşken.
Ölümü fethetmek nerde? Benim içinde bulunduğum ruh hali nerde
Facebook applicationlarındaki habere bile canım sıkılıyor benim. Tarihe bakıp iç geçiriyorum.
Not: Fort Peck neredeymiş diye haritadan baktım da, çok uzakmış ya.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder