![]() |
| Fetva veriyorum: Ölürsem yakında, fotograflarım kalmasın etrafta. Hatırlayıp çağırmayın beni yanınıza. Lütfen... |
Dün babaneme gittik her pazar olduğu gibi ve babanem her zaman ki gibi saçlarımı beyenmedi; ya çok kısa, ya çok cılız, ya parlaklığını kaybetmiş... Badem yağı sürmem lazım vs. "Sırma saçlım" iltifatını herhalde yıllardır duymuyorum. Babanem 86 yaşında. Bu sefer ise hiç yapmadığı halde saçımın rengini açık buldu. Anneme sözde çaktırmadan saçımı boyayıp boyamadığımı sordu. Kendimi bildim bileli sarışınım, babanem beni bildi bileli sarışınlığımla övünür. Kulaklarım dikildi. Ne oldu ya şimdi? Sonra anladım, beni kuzenim sandığını.
- "Babaaanecim ben Pelin"
- "Evet Hilalciğim"...
Noluyor yaw.
İnsanlar unutamaz sanıyordum.
Unutamamak, silememek, içine işlemek üzerine konuşup durdum o kadar. Noldu şimdi. Bi an nasıl unutuldum. Hiç yokmuşum gibi nasıl oluyor?
En sevgili kuzenim geçen aylarda babamla kavga etti. Şimdiyse öfkesinden benimle konuşmuyor. İşin acısı beni çok sever bilirim. Kardeşi yerine koyar. Koyar-dı diyelim... Ben ise, her aklıma geldiğinde gözlerim dolsa da, haftada bir en az rüyama girse de, konunun üzerine gitmiyorum. Elimi kaldırıp "benle ne alakası var yaw!!" diye söze bile dökemedim şaşkınlığımı. Korkudan. Çok üzülmekten korkmaktan erteliyorum durumu. Bu kadar çabucak vazgeçilebilir olmak beni çok üzüyo çünkü. Hiç yaşanmamışcasına silinmek, yokmuşum gibi davranılmak çok acı geliyor bana. Ama işte böyle bir şey. Babamın beni zamanında piercing yaptırdım diye redetmesi, ya da zaman zaman bizi terk etmesi... Çok acayip ama insan en sevdiğine arkasını dönebiliyor. Bir anda. Bunu ben de yapıyorum. Sevdiğim insanları terk ediyorum. Ettim defalarca. Acaba onlar beni terk etmesin diye mi önce ben davranıyorum. Terk edilmeyeyim diye mi çok bağlandığımda daralıyorum. Sonra da unutamıyorum. Ama belki yaşlanınca uçup gider tüm sevdiklerim aklımdan bir bir. Bırakırım arkamda ki ölüm döşeğinde hatırlamayayım hiçbirini... Ayrılıyoruz diye üzülmeyeyim. Dönmeyeyim geriye, karşılaşmayı arzu etmeyeyim bir daha. Dünyaya bağlı kalaraktan terk etmeyeyim burayı. Gözüm arkada kalmasın artık da rahatça gideyim. Ölmeden önce ölmek gerek diyor sevgili Guru'lar. Tüm bağlılıkları arkada bırakmaktan bahsediyorlar. Acaba unutmak kolaya kaçmak, hile yapmak mı oluyor? Yoksa unutmak acı çekmeyelim diye yaşlılıkta bize verilen bir lütuf mu?
Üzülmeyeyim madem unutuldum diye. Sevineyim sessiz sedasız, tatsız tuzsuz, acısız kestik diye bağları aramızdan.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder