4.08.2012

beyin sarsıntısı ve içinden dökülenler

Sürekli aklımda bir görüntü ne zamandır... Yaz geldi ondan belki. Minik taş evin çatısındayım, gece zifiri karanlık, öyle ki yıldızlar kocamanlar ve neredeyse kucağımdalar. Çatıda ince şiltelerin üzerinde uykuya dalmak üzereyim. Bir yaz gecesi, hava yumuşacık ve çiçek, yabani ot, deniz kokuyo... Olmak istediğim anda, olmak istediğim yerde, kocaman kalbimle varım. Çok sessiz... Yanında çok mutlu olduğum adamın nefes alış verişini duyuyorum sadece. O çoktan uykuya dalmış... Hissediyorum kalbim koyu ve derin renkte; ıslak ve yumuşak;  bedenimden ve benden memnun. Hiç bir ritmi kaçırmıyor.

Bu benim tarihimde yer etmiş, beynimin içinde biryerlerde kalıntıları olan bir hatıra. Yaşadığım anda değerini bildiğimi ve sonuna kadar bu mutluluk hissini içime çektiğimi biliyorum. Ama beni şaşırtan, şimdi bu anının beni üzüyor oluşu. Niye ki! Anlamaya çalışıyorum. Mutluluğu sabitleyip donduramadığım için belki, bunun sadece bir anı olması ve şu anki gerçekliğimden çok uzak olması galiba beni üzen. Bu hikayedeki karakter bendim. Bu hatıra ve his benim belleğimde saklı. Kendi anılarımı da mı kıskanır oldum! Başkalarının anlarını, benim olmayan hatıraları özlemenin ötesine geçip, bi de kendi geçmişimi kendimden kıskanır olmak da ne!

Anladığım bir şey varsa, o da insanın kendi kendini, nedensiz yere, sadece düşünerek bile üzebileceği. Bir anın, mutlak bir anlamı olmadığı... Herşeyin her an yeniden şekillendiği... 

Sürekli kendimi deşiyorum, bir ara bencilliklerimden muzdariptim, her düşüncemdeki bencilliği görüp duruyordum (ki hat safada bu halim devam ediyor, çok feci), şimdi bir de üstüne üstelik kıskanç olduğumu keşvettim. Hadi bakalım bu nereye kadar gidicek. Kendi kendimi deşip daha ne kadar üzüleceğim.

Bu aralar bu an beni meşgul edip, doğasına aykırı olarak beni üzüyor. Etmesin artık, dışıma çıksın diye buraya yazdım.

PS: Bugün ingilizce konuşan bir Hintli dinledim. Hah! nasıl iyi geldi, içim güldü resmen. Bi de annemin düdüklü tencereyi açabilen babamı her defasında kahraman ilan etmesine de bayılıyorum. Gerçi bu tatlı anların da gelecekte bir gün karakter değiştirip, geçmişten hortlayarak beni huzursuz etmelerinden korkmuyor değilim şu an. 

Hiç yorum yok: