2.10.2011

return of the repressed

reblogged from freeefalll.tumblr.com
  • Ne çok minik tesadüfü farketmiyor, ayrıntıları gözden kaçırıyoruz yaw...
  • Hmm hala geçen günü düşünüyorum da... O güne dair acayip birşey daha oldu. Yazmadan edemedim. Ben odamda oturuyordum. Bir karakter kapıdan içeriye kafasını uzattı. Kapıda ismim yazıyor. Soyadımdan beni tanıdığını tahmin ettiğini söyledi. Bense kendisini hiç tanımıyorum. İçeriye davet ettim. Biraz sohbet ve çay derken kuzenimin ilkokuldan arkadaşı olduğunu anladık. Ama işin ilginç yanı, bir keresinde bizim eve geldiğini ve kardeşimi hatırladığını söylemesi oldu. Gizem'i bilen biri, 2011 yılında, Üniversitedeki odamda... Yaklasık son 15-20 yıldır tanıştığım bir çok kişinin Gizem'den haberi bile yokken, bu tanımadığım kişinin kardeşimi hatırlamış olması, onunla ortak bir zaman paylaşmış olması garip. Onun artık olmadığına dair hiç bir fikri olmaması da. İç burkucu... O anı ben hiç hatırlamıyorum. Benim için yok, ama onun için var. Bana verse keşke.  Zaten sonra da bir önceki postda anlattığım plink hissi yaratan sohbet cereyan etti. Bunlar ne biçim tesadüfler. Bu nasıl bir gündü?
  • Dün sabah saat 5'te telefonum çaldı. O kadar çok korktum, yatağımda öyle bir zıpladım, ve içim dışım öyle bir sarsıldı ki anlatamam. Telefona baktım. Amcam arıyor. "Aman" dedim, "bişi oldu". Açtım. Tabiki de her zamanki gibi haşır huşur bi sesler, ama cevap yok, amcamın sesi hiç yok. Olay şu. Her ay istinasız 4-5 kere amcamdan gelen bir telefon alıyorum. Ama ne yazık ki genelde bu çağrılar hep yanlışlıkla oluyor. Amcamın telefonu durmadan beni arıyor. Amcamın ise bu gizli aramalardan hiç mi hiç haberi yok. İşin kötüsü, amcama karşı içimde tam tarif edemediğim bir suçluluk hissinin oması. Babam ve kardeşleri arasındaki küskünlük, etkinlenmemeye çalışsam da beni çok üzüyor. Dert ediyorum. Amcamın telefonundan gelen bu sessiz çığlıklar, bastırılan hislerin tekinsiz geri dönüşleri gibi... Çok creepy... Korkuyorum.
  • Vücudumun B12 eksikliği yaşadığını hissedipte, ardından kan testinde B12 değerlerimin düşük çıkmasına ve doktorun bana benexol yazmasına pek bi bayıldım. Bedenimin bana verdiği mesajı duymam ve ciddiye almama aferim.
  • Her pazar olduğu gibi babaannemdeydik. Bıdır bıdır konuşuyordu havadan sudan. Bir anda babama dönüp kendi anneannesinin ölüp ölmediğini sordu sakince. Babanem 80 küsür yaşında. Kendi anneannesi öleli o kadar çok oldu ki. Babam da bir şekilde konuyu şakaya vurdu ve öleli çok olduğunu söyledi. Ardından babanem çok düşkün olduğu babasının yaşayıp yaşamadığını sordu. Ben büyük dede ile hiç karşılaşmadım. Onun öldüğü haberini kendisinden sakladığımızı düşündüğünü söyledi. Babam üzmek istemedi annesini. Ben bir soriyim abime dedi. Babanem ise anladı, ve mavi gözlerinden iki tane gözyaşı pit diye süzülüverdi yanaklarına. Hemen bana doğru döndü, babama sırtını dönerek. Elindeki bez mendili ile gözyaşlarını sildi. Baban görmesin ağladığımı dedi.

Hiç yorum yok: