Kendime günlerdir hediyeler alıyorum. Online. Paketler okula geliyor. Mailbox'ımda gördüğümde kargoyu, yüzüme bir sırıtış yayılıyo her defasında. Kötü bir sırıtış bu. Paketi çoğu sefer yırtarak açıyorum (annemin öğrettiği tekniklerin tersine). Zarfın içinden çıkan şey her defasında bir fotoğraf oluyor. "Resme" bakıyorum da bakıyorum, altını çeviriyor, üstünde elimi gezdiriyor, arkasını okuyorum.
Bugünkü hediye paketimin içinden çıkan bir cenaze fotografı. (zaten ya cenaze, ya mezarlık ya da postmortem çıkan) Biri ölmüş. İnsanların yüzündeki şaşkınlık ve hüzne bakıyorum. Beden dillerinde acılarını yansıtan detaylar arıyorum. Kıyafetlerinde ölümü ifade edip etmediklerini düşünüyorum. Yakalarına iğneledikleri fotograftan, sırtladıkları tabutun içindeki kişinin yüzünü seçmeye çalışıyorum...Acılarını nasıl söze dökmüşler, hatırlama isteklerini nasıl ifade etmişler onu arıyor gözlerim. Böyle bir anın benim için bir hediye niteliği taşımasına ve beni mutlu etmesine inanamıyorum. Kameraya bakan adamın o anının bir objeye dönüşüp şu anda elimde olması beni deli ediyor. O ise farkında bile değil...Bense fazlasıyla farkedip yabancılaşıyorum. Ama yine de yüzümdeki sırıtış azalmıyor.
Bugünkü hediye paketimin içinden çıkan bir cenaze fotografı. (zaten ya cenaze, ya mezarlık ya da postmortem çıkan) Biri ölmüş. İnsanların yüzündeki şaşkınlık ve hüzne bakıyorum. Beden dillerinde acılarını yansıtan detaylar arıyorum. Kıyafetlerinde ölümü ifade edip etmediklerini düşünüyorum. Yakalarına iğneledikleri fotograftan, sırtladıkları tabutun içindeki kişinin yüzünü seçmeye çalışıyorum...Acılarını nasıl söze dökmüşler, hatırlama isteklerini nasıl ifade etmişler onu arıyor gözlerim. Böyle bir anın benim için bir hediye niteliği taşımasına ve beni mutlu etmesine inanamıyorum. Kameraya bakan adamın o anının bir objeye dönüşüp şu anda elimde olması beni deli ediyor. O ise farkında bile değil...Bense fazlasıyla farkedip yabancılaşıyorum. Ama yine de yüzümdeki sırıtış azalmıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder